KAYSERİLİLİK

KAYSERİLİLİK
Dünyaca bilinen Kayserililiğin temelinde neler var.
Neden her yerde ve her mekanda insanlara adı ile hitabedilirken sadace Kayserili olanlara “KAYSERİLİ” denir işte bunların bir çok sebebi vardır.
Bir kere Kayserililer akıllı insanlardır vede akıllı olmak zorunda olduklarından dolayı zeka seviyeleri yüksektir.
Bunun izahı ise şöyledir. Her insanın Allah tarafından bahşedilen bir beyni vardır ancak bu beyin çalıştığı sürece hücrelerini geliştirerek akıl üretmeye başlar. Akıl cimlastiği yapan insanların beyni yağlanmaz, monotonluktan düşünme sayesinde kurtulur .
İşte Kayrili çok düşünmek zorunda olduğu için akıllıdır.
Çünkü Kayseri Erciyes yanar dağının lavlarından oluşan yanık topraklar üzerine kurulmuş bir şehir merkezidir.Kıraç topraklara sahip olan kayserinin ikliminide Erciyes dağı olumsuz etkiler.
Kayseri de Adana gibi pamuk üretecek, Mersin gibi meyve sebze yetiştirecek ovalarımız yoktur. Karadeniz gibi dağlarında fındığı, ovasında tütünü, çayı da yoktur. Hele hele bir şehrin can damarı, geçim kaynağı Denizi de yoktur. Her türlü tabiat zenginliğinden mahrum olan Kayserinin içinde yaşayan insanları hayatlarını idame ettirmek için ekmeklerini taştan çıkarmak zorundadırlar.Bu sebebten Kayserililerin bir çoğu taş ve duvar usta, boyacı ve sıvacıdır.
Dünyanın her yerinde ölmez eserler bırakan büyük üsdat Mimar başı Mimar Sinan da bir Kayserili duvar ustalarındandı ama aklı ve sanatı yüzünden dünyanın tanıdığı, belkide kıyamete kadar dünyada durabilecek olan eserlere imza atmıştır.
Her türlü tabiat zenginliğinden mahrum olan Kayserinin gelir kaynakları tamamen ticarete bağlı kalmıştır. Bunun sebeblerine bakarsak bu da İpek yolunun buradan geçiyor olması(Dünyaya uzanan ipek ticaretinin kervan yolu)Türkiyenin ortasında olması sebebiyle yolların kesiştiği bir geçiş yeri olması ve Dünyada ilklerden olan bir çeşit Fuar alanının asırlar önce Kayseride kurulması (YABANLU BAAZARI) pazarören. Ticarete en büyük etkenlerden biridir.Kayserili saymakla bitmeyen sebeplerden dolayı ticaretçi, imalatçı ve dolayısı ile sanayici olmuştur.İşte bu baştanberi saydığım sebepler Kayseriliyi düşünmeye mecbur bıraktığından zeka seviyesi yüksek insanlar olma özelliğine sahip olmuşlardır.Kayserilinin herkes tarafından bilinen tarifi ise söyledir.
Kayserili Ticaretcidir-İktisatcıdır-Hesapcıdır-pratik zekaya sahiptir, hazırcevap ve ikna kabiliyeti yüksek olan insanlardır.
Yani bu açıdan gözaçık insanlara Kayserili derler.
Velhâsılı Kayserili olmak bir ayrıcalıktır.
Bunun doğruluğunu dünya kabul etmiştir ama ben yinede yukarıda saydığım özellikleri meşhur fıkralar ile örnekleyeyim.
TİCARETCİLİĞİ
Kayserililer çocuklarını ticaretçi yetiştirmek için onlara okul dışında Su, Marul, Simit, Şemşâmer (Şemsgamer, Ay çiçek)çekirdek sattırırlar.Başarılı olan çocukları ilk okuldan sonra ticarete vererek onun tüccar olmasını sağlarlar.Ticaretciliğe şartlanmış ve alım satım şuur altına yerleşmiş bir ilk okul çocuğuna öğretmeni soruyor
-Oğlum söyle bakalım iki kere iki kaç eder. Cevap müthiş
-Alırken mi, satarken mi Öğretmenim.
Başka örnekler.
Öğretmen çocuğu tahtaya kaldırıp soruyor.
-Oğlum varsay ki ben manifaturacıyım ve sana bir kumaş satacağım deki kumaşın metresi on milyon lira, ben sana sekiz metre kumaş vereceğim senin bana kaç lira ödemen gerekir.
-Otuz milyon lira.
-Bak yavrum anlamadın galiba, metresi on milyon sekizmetre diyorum.
-Ossun otuz milyon. Deyince, Öğretmen çocuğun anlamadığını sanarak ona kızıyor ve;
-Otur yerine diyor. Çocuk otururken aynı sıradan başka bir öğrenciyi çağırıyor. O öğrenciye yerine oturmaya gidenken gelen öğrencye diyor ki;
-Bana bak arkadaş öğretmenin sorusuna otuz milyondan fazla verirsen seninle bütün arkadaşlık ilişkilerimi keserim bilmiş ol.
O çocuk ta otuz milyon veriyor ve kumaş öğretmenin elinde kalıyor.
Bitmez misâllerden biri daha: lisede okuyan öğrencilere ilerde
ne olmayı düşündükleri soruluyor.
Öğrencilerden bir kısmı;
-Beyin cerrahı, bir kısmı kalp mütehassısı ve bir kısmı da kulak burun boğaz uzmanı olmak istediklerini söylerken Kayserili öğrencilerse
-biz olsak olsak diş doktoru oluruz diye cevap veriyorlar. Öğretmen neden diye sorduğunda Kayserililerin cevabı oldukça ilginç ve ticaridir.

 

-Öğretmenim bütün insanların tek bir kalbi, tek bir beyni vede tek bir boğazı vardır oysa her insanın otuz iki dişi var.
HESAPCILIĞI
Adanalı, Antepli, Rizeli ve Kayserili aralarında konuşurlar
-Yarın hava iyi olursa Gumalıya piknik yapmaya gidelim herkes yanında bir şey getirsin.
Bir gün sonra Antepli yanında baklavasını Adanalı kebabını, Rizeli yanında çayını gitiriyor. Kayseriliye bakıyorlar o da yanında karşeşini getiriyor.

 

*****
Mahalle bakkalı çok sevdiği bir çocuğa dükkanında ki fındıklardan bir avuç almasını söyler. Çocuk almaz.Adam çocuğun utanıp almadığını sanarak;
Oğlum, hadi çekinme bir avuç al
Yok almam
-Sevmez misin
-Çok severim
O zaman niye bir avuç almıyorsun
Sen kendi avucunla verirsen alırım
Niye, ne fark eder ki
Senin elin daha büyük, avucun büyük olur da ondan

 

PAZARLIĞA GİRİŞEBİLİR MİYİM?
Kayseri de pazarlık değişmez bir âdet halindedir. Hemen her dükkanda yıllardır süregelen bir gelenektir. Bu durum ilkokul çocuklarına bile yansımıştır. İki çocuk bahçede konuşurlarken aralarında pazarlık söz konusu olur:
-Beş kere beşin yirmi beş ettiğini bildiğin halde, niye öğretmene yirmi sekiz diye cevap verdin?
Öğrenci çok olgun bir şekilde cevaplar arkadaşın
-Öyle olduğunu biliyorum da, belki öğretmenimle pazarlığa tutuşursak diye düşündüm.
KAYSERİLİ KANI
Kayseri’ye gelen bir Amerikalı aniden rahatsızlanır ve hastaneye kaldırılır. Çeşitli muayenelerden sonra kan verilmesi icab eder. Anonsla kan aranmaktadır. Bunu duyan bir Kayserili kan vermek üzere hastaneye gider. Bin dolara bir ünite kan vermeyi kabul eder. Kanı verir ve parayı alır. Bir saat sonra yeniden kan gerekir, Kayserili yine kan verir bu sefer Amerikalı beş yüz dolar teklif eder. Kayserili ise aynı ünite kana bin dolar vermişken şimdi neden beş yüz dolar veriyorsun deyince, Amerikalının cevabı ilginç olur.
Çünkü, artık bende bir Kayserili kanı taşıyorum, istenenin yarısı.
İKNÂ KÂBİLİYETİ
Kayserili, İncesu Nahiyesinde ki bir Han’a gider orada Hancı ile bir yolcunun münakaşa ettiklerini görür ve nedenini sorar.Yolcu:
- Arkadaş ben böyle iş görmedim hancı olacak adam beni eşşekle bir tutuyor.
Kayserili Hancının ne yaptığını anlamak ister Hancı şöyle demektedir.
-Hemşerim bu adam hanım da beş gündür yatıyor beş gündürde eşşeğine bakıyorum. Adamın günlüğü beş kuruştan yirmi beş kuruş eder eşşeğin günlüğüde beş kuruştan yirmi beş kuruş eder tamamı elli kuruş yapar diyorum yolcu ise kızıyor paramı vermiyor.Kayserili anlar ki bir onur meselesi var, zaten Kayserilinin mantığında müşteriyi haklı çıkaran bir deyim’i de var”Müşteri dâmima haklıdır. Bu düşünceyle Hancıyı haksız görerek şöyle bir öneri getirir.
-Arkadaş sen haksızsın bu amca haklı sen eşşeğin günlüğünü üç kuruştan say, hacıamcanın günlüğünüde yedi kuruştan say ve o hesaptan yine elli kuruşunu al der.Bu sayısız örnekleri olan iknatarzı Kayserililere sanki Allah vergisidir.
HAZIR CEVAPLILIĞ
BOYACI ÇOCUĞUN AKLI
Okul saatleri dışında ayakkabı boyayan bir çocuğa, ayakkabısını boyatan bir taşralı nerelisin ?diye sorar, Çocuk:
-Kayseriliyim, der
ayakkabı boyatan adam alaycı bir ifadeyla münasebetsizce:
-Kayseri de Eşşeği nasıl boyarlar?
Boyacı elinde ki fırçasını müşterinin ayakkabısının üzerinde daha süratle gezdirerek:
-İşte böyle, efendim,der.
İKİ KİLO YETİŞİR
Kayserilinin birine
-Bir eşşeği boyamak için ne kadar boya gider, diye soran bir münasebetsize Kayseri cevap vermeden önce onu iyice süzdükten sonra:
-Sen kalıptakine iki kilo yeter, der
SANA İLİŞMEZLE
Münasebetsizin biri Kayseriliye sormuş:
-Yahu…siz eşşek etinden pastırma yaparmışınız, öyle mi?
-Kayseriye gideceksen hiç merak etme, sana ilişmezler.

 

AMERİKADAN MÜHENDİZ
Kayseri’nin bir köyünde imece yöntemiyle yol yapılıyormuş. Bunun için de eşekten yararlanılıyormuş. Eşek hangi yolu izlerse, orayı genişletip araba yoluna dönüştürüyorlarmış.O dönemde köye gelen Amerikalı bir barış gönüllüsü, ne olup bittiğini kavrayamadığı için sormuş:

 

- Ne yapıyorsunuz böyle?

 

- Yol yapıyoruz.

 

- Bu eşek ne işe yarıyor?

 

- O yolun mühendizi. Yola uygun yerini o gösterir.

 

Barış gönüllüsü gülmüş:

 

- Ya eşek bulamasaydınız?

 

- O zaman Amerika’dan mühendiz getirirdik.

Leave a Comment

Required

Required, hidden



Some HTML allowed:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <pre> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Trackback this post  |  Subscribe to comments via RSS Feed

Pages

Categories

Links

Meta

Calendar

Kasım 2009
M T W T F S S
« Jun    
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
30  

Most Recent Posts